SANATCİ DESİGN İLE SINIRLARIN ÖTESİNE YOLCULUK

Sanatci Design'ın sahibesi Naciye Sanatçı ile gerçekleştirdiğim röportajda, sınırların ötesine uzanan bir yolculuk yaptık. Sanatçı ruhu ile tasarladıklarını atölyesinde keşfederken, moda adına çizilmiş tüm sınırları aşan bir serüvene tanıklık etme fırsatını buldum. Kendisine teşekkür ediyor, hayata bakış açımızı değiştirecek başarı öyküsü ile sizleri baş başa bırakıyorum…

PicsArt_03-22-03.04.10

– Herkesin hayatında bir dönüm noktası olmuştur. "Ben bu işi yapmalıyım" dediğin zamana geri dönersek, nereden başlarsın?

-Türkiye'de doğup büyüdüm. Hayatım mücadele içinde geçti. Bu sebeple hep üniforma giyebileceğim bir mesleğim olsun isterdim. Lise yıllarımda ise maddi imkanlarımız çok iyi olmamasına rağmen, farklı giyinirdim. Kendim bir şekilde yeniler, değiştirir ve öyle tekrar kullanırdım. Derken  lise mezunu olarak Almanya'ya gittim. Orada muhakkak bir eğitim alacaktım. İlla tasarımcı olacağım kaygısı hala taşımıyordum. Ama zamanla sade ve kaliteli şeyler giymek istediğimi keşfettim. Baktıkça, hepiniz gibi keşke şu uzun olsaydı veya iç göstermeseydi dediğim bir çok kıyafet olduğunu fark ettim. Böylelikle Modeschule Brigitte Kehrer Akademisinde moda tasarımı eğitimi almaya karar verdim. Hem çalıştım hem okudum. Tek amacım profesyonel anlamda bu işi öğrenmekti. Almanya'da müracaat ettiğim büyük şirketlerde tasarımlar satın alınıyordu. Sadece takipçi olarak ekibe dahil olabiliyordun. Ben bunu istemedim, Türkiye'de Kayra ile çalışmaya karar verdim ve çalıştığım süreç benim için gerçek anlamda öğretici oldu. 

-Markanın doğuş süreci nasıl gelişti?

-Eşim doktor, çalıştığı hastahaneden kalp uzmanlığı teklifi gelince ben Türkiye'de kariyerime devam etme fikrini hiç söylemedim. Ama hep aklımda tasarımlarım vardı. Aslında tekrar Almanya'ya yerleşince farklı markalarla çalıştım. Istanbul'da kumaş ve aksesuar cesitlerine ulasmak daha kolay. .Bu bakımdan Türkiye ve Almanya arasında gidip gelirken markamın doğuş süreci başladı.

-Dünya'nın farklı ve seçkin ülkelerinde Sanatci Design satışa sunuluyor. Bu anlamda yeni projeler var mı?

-Biz  Amerika ile görüsmelerimizi sürdürüyoruz., Almanya başta olmak üzere tasarımlarımızı seçkin butik ve mağazalarda satışa sunuyoruz. Bu sebeple bir Türk markası olarak merkezi Almanya'ya almak istiyoruz. Ben bu konuda seçici davranıyorum.

PicsArt_03-22-03.47.51
 

-Türk kadını ve yabancı kadınlar arasında gözlemlediğin giyim farklılıkları neler?

-Almanya'da rahatlık ve kullanışlı olması tercih ediliyor. Türk kadını daha çok kıyafetin güzel olmasına bakıyor diyebilirdim eskiden olsa. Türk kadını artık daha seçici. Kıyafetlerin karakterinin önüne geçmesine izin vermeyen, kalben mutmain olmuş, seçici bir kitle oluştu.

-Sanatci Design, rafine zevki olan bir kadın tasarlıyor bana göre. Markanın karakterini bu doğrultuda anlatır mısın?

-Aslında kendimden yola çıktım ama benim gibi düşünen, kaliteden ödün vermek istemeyen, kendi kalitesini kıyafetlerine yansıtan, kimse ile yarışmayan bir kadın. Benim müşterim demek istemiyorum. Onlar benim için çok daha fazlası. Naciye olarak değil, Sanatci Design olarak tüm dünyadaki kadınlara hizmet götürmeyi hedeflerken aynı duayı bunu isteyen tüm tasarımcılar ve markalar için de ediyorum.

-Sanatci Design bir tesettür markası mı?

-Biz tesettür yapmıyoruz. Ben herkesin dilediği gibi yaşaması, giyinmesi, düşünmesi gerektiğini savunuyorum. Markamın temsil ettiği kadına seçme şansı vermek gerektiğine inanıyorum. Dünyada herkes tek tip olmamalı zaten. Allah bizi yaratırken farklı farklı yaratmış. Kıyafetlerimizde de bu bilinç var. Ben örtülüyüm. Tesettür markası değiliz derken, ben tesettürlü bir bayanın kıyafetine benim kadar özen gösteren bir marka daha tanımıyorum. Bu konuda iddialıyım. Ben kendi adıma dikkat etmeye çalısırken, yine de tesettür markasıyız diyemem. Çünkü bu ikinci koleksiyonum ama aynı titizlik ile calısmaya devam edeceğim. Kesinlike iç göstermemesi ve vücut hatlarını belli etmemesine kadar muazzam bir detaycılık var tasarımlarımda.

-Üretmekte zorlandığın ve sevdiğin  parçalar var mı?

-En zorlandığım parça pantolon. Hangi pantolon rahat olabilir ki? 

-Senin pantolonların 🙂

-Bunu ben diyemem, bunu kullananlar diyebilir. Ben pantolonların ön ve arkasına şifon detayları ekledim. Tesettür açısından daha isabetli oldu. Ama ne kadar isabetli olduğunu kullananlar söyleyebilir bana bunu. Mesela elbise en sevdiğim parçalardan. Benim için elbisede abdest alma kolaylığı, iç göstermemesi, vücut hatlarını vurgulamaması önemli. 

-Takip etmediğin giyim tarzı var mı?

-Bir insan gündüz neye çok bakarsa gece rüyasında görür derler. Ben ülkemizde Arap tarzı üretilen kıyafet yelpazesine katılmak istemiyorum, bu bakımdan da kaçınıyorum. Tamam muhafazakarım ama Türk'üm. Benim arzu ettiğim sadelik orada yok. Örneğin Almanya'da bu giyim tarzı insanları korkutuyor. Bilinçli ya da bilinçsiz, Türk kadınını yansıtmıyor. Bir kesim bakıyorum Avrupa'lı olmuş, diğeri Arap. Peki nerede Türk kadını? Bir yabancıyı nasıl dış görünüşünden tanıyorsak, nereli olduğunu anlayabiliyorsak, bizim de anlaşılmamız gerektiğini düşünüyorum. Türk kadını denildiğinde insanın aklına bir görüntü gelmesi gerekmiyor mu? Silik ruhlardan olunmamalı. Bu karakterden kıyafete kadar yansımalı. Geçici moda akımları da silik ruhları etkileyince, çok fazla bölünüyoruz.

-Biz sadece kıyafetin dışını görüyoruz. Nasıl ki insanın karakteri detaylarda gizli ise, kıyafetin zarafeti ve kalitesi de detaylarda gizlidir. Ben burada bu kıyafetlerin dışı kadar içini de gördüm. O astarı kimse görmez ama senin bilmen önemlidir. Peki senin için olmazsa olmaz detay nedir? 

-Üzerime dış kıyafet almak benim için en büyük detay. Detay sayılırsa tabii. Bu olmadan dışarı çıkamam. Dediğin gibi benim icin önemli olan detay bu.

-Hanımlara giyim konusunda ne söylemek istersin?

-Hanımlara nacizane söyleyeceğim şeylere gelirsek…Tamam ben üreticiyim bu anlamda bunu söylemem şaşırtıcı gelebilir ama israftan kaçınsınlar ne olur. Tesettür camiasındaki yarış ve alışveriş çılgınlığı bir üretici olarak beni sevindirmiyor. Biraz daha bilinçli olunmalı. Ülkemiz şu an kolay yollardan geçmiyor. Her gün gelen üzücü haberler, yıkılan yuvalar dünyanın faniliğini bize yeterince anlatmıyor mu? Biraz daha düşünceli hareket edilmeli. Ben tek bir parçaya bu yüzden muazzam bir özen gösteriyorum. Uzun süre kullansınlar, zamansız olsun, her şey ile giyebilsinler ve sürekli alışveriş yapmaktan kaçınsınlar diye. Ben bir koleksiyonla tüm insanlığa hizmet edemem ama tasarladıklarımla bunu anlatmaya çalışıyorum. Benim gibi düşünen insanlar aradığı ruhu bulabilsin diye çalışıyorum. 

-Peki tesettürlü kadına Avrupa'daki yaklaşım nasıl?

-Almanya'da yabancı dostlarımızdan 70 yaşındaki bir profesör ziyaretimize gelmişti. Her geldiğinde başörtüsü ile ilgili bir şeyler sorardı eşime. Bir gün dedim ki: "Neden eşime soruyorsun? Ayrımcılığı ve kadının özgürlüğünün kısıtlanmasını eleştirirken aynı şeyi sen yapıyorsun.Eşim başörtü takmıyor ki, sana ancak teorik cevaplar verebilir. Benim iç dünyamda yaşadıklarımı, fırtınalarımı o bilemez ki." Böyle olunca kendi iç dünyamdan yola çıkarak işimi yapmaya çalışıyorum. Kadın eğer bilinçli olursa, her türlü yaklaşıma karşı mümkün olduğunca doğru yanıtlar verebilir.

-Bu güzel röportaja ne söyleyerek son noktayı koymak istersin?

-Geçenlerde çok güzel bir şey okumuştum. Dışına bu kadar özen gösteren hanımefendiler, umarız ki iç dünyasına da o kadar özen gösterirler." 

 

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir